3/14/2010

Penne Napoliten.

Bir insan parmağının su toplamış olduğunu, o izin ne olduğunu anlamaya çalışırken fark ediyor ve nasıl olduğu hakkında hiçbir fikir yürütemiyorsa, ben o insana acırım olm. Kafası ne kadar meşgul ki elini yakmış olduğunun bile farkında değil zavallı. Bir de aynı insan annesinin yadigarı küpesinin tekini düşürüp kaybetmişse ve sanki bulabilecekmiş gibi koca asfalt yolda küçücük bir halkanın izini arıyorsa, e artık iyi bir uykunun vakti gelmiştir de geçiyordur bile.
Ama ona sorsanız çok zindedir, gece 3'ten önce uyumayı -sabah uyanmayı- mütemadiyen reddeder. Onun için uyumak pazartesinin kabusu İngilizce, konferans salonunun verdiği rehavetle İletişim Kuramları, aralıksız konuşan ders hocasının beyin yorma hobisiyle Çekim Teknikleri ve arkadaki 4'lü sıraya serilerek geçirdiği öğle aralarıdır.
Bütün bu düzensiz uyku düzenine rağmen sabahtan akşama kadar bir yerlerde gezmeyi kendine görev edinmiş bu insanın tüm bedeninin iflas etmiş olması normal değildir de nedir? Hadi bedensel etkileri bir yana bırak, sinirlerini de harap ettin be çocuk. Normalde beyazdan kahverengiye dönmüş ayakkabı önlerini umursamazken, neden şimdi çamura girdim diye sinirden ağlayacak kadar deliriyorsun sorarım sana. Önüne geleni tersleyip durduk yere kalp kırmak ne zamandır standardın oldu acaba?
Ben bu insanın yavaş yavaş bilincini kaybettiğine inanıyorum artık. Bildiğim kadarıyla çok nadiren gelmeye başlayan "N'apıyorum ben?" uyanışlarının dışında, hipnotik bir etkinin altına girmiş durumda. Çok geçmiş olsun.

Bastırılamayan, çığlık çığlığa koşturan iç ses: Lütfen insanlar ortama sessizlik hakimken dondurma yemesin, hele ki ağzına "Kapan!" komutunu veremiyorsa, tiksindirici amüzikal seslerin yaratıcısı oluyorsa, lütfen!

2/09/2010

Vee Kestik.

Sanırım bu profili canlı canlı görmeyi çok özleyeceğim.



Ama ölürüm.
Capon <3

Yakın arkadaşı S.T'nin otobüse biniyorum diyerek evden çıkıp
Antalya'ya gittiğini öğrenen E.K sinir krizi geçirdi.
Dehşet saçan genç kızı sakinleştirmek bir 35'liğe mal oldu.

Yiyememek, hüzünlenmek.


Bu olmamalıydı, hayır hayır olmamalıydı.

1/31/2010

Final Destination.

Özgürlük değildir de, hafiflik değildir de nedir sizce bu finallerin nihayet bitmiş olması?

1/12/2010

Fly me to the final haftası.

O değil de, şıklı test var bir de.

Birkaç dakika sonra gelen edit: İnsanın çalışmak zorunda olduğu bir 'siyaset' sınavı ve yapmak zorunda olduğu bir 'dil yanlışları' ödevi varken, saatlerini msn başında boş boş oturarak geçirmesindeki sebebi söylesin biri bana. Hayır cidden yani.
Ya peki yarın psikoloji sınavına girecek olan Sedef'in msn başında boş boş oturarak vakit geçirmesi? Bütün bunlar tesadüf olamaz.

10/04/2009

Erzurum çarşı pazar.

It's time to go beyb.
Ortasından deniz geçen güzel şehrimi terk ediyorum.

...Leylim aman aman.

9/27/2009

Adalardan bir yar gelir bizlere.

Üzmeyin bu kızı çocuklar.

Üzmeyin demedim mi lan?


Ballet Shoes.


Bu kız gerçekten üzülmüş.
Ama yerim ki ben.

Peki ya blogspot'un fotoğrafların
kalitesini sömürmesi meselesi ne olacak?


afjalkdfjalkfjalksdjaslkdjalsdajlsjda
ışığı görmüşüm orda.
Meymenetsiz diyorum da kim dinliyor sanki?

9/25/2009

eighteen and life to go.

(Atıcam kimliği masaya gözüne gözüne sokucam, ver lan biramı! dicem.)





-Kimlik?
-Şöyle göstereyim.
...

8/05/2009

Russian Mountains

Bir yere bakmaya çalışırken bütün vücudu döndürmek zorunda kalmak ne boktan şey anasını satayım. Artık Allah belamı versin dememeyi öğrenmeliyim, ciddi ciddi veriyor sonra.

7/14/2009

Oyun içinde oyun.

Bir insana sürpriz doğum günü hazırlamak için neler gereklidir? Önceden kafamda kurduğum birkaç plan vardı tabii, hatta öyle ki bu çabayı Divan şairlerini ezberlerken harcasaydım edebiyat sınavlarından minimum notları almış olmazdım belki de. İşte buna yakın şeyler düşünüyordum sol yanımda firavun tabutu figürüyle uyuyan ablama döndüğümde.
Ama ertesi gün karşılaşacağım o nahoş sürprizden sonra bunların da anlamı kalmayacaktı, o sırada bilemezken. Hiçbir şeyden haberi yok zannedilen doğum günü kişisinin aslında her şeyden haberdar olması, bunca çabadan sonra fazla can sıkıcıydı. Ama olsun, mukadderat.
Neyseki günün geri kalanında yenilir, içilir, keyifler yerini bulur, eğlenilir, coşulur.
Burdan beni eylülde doğurmayı tercih etmiş olan anneme teşekkürlerimi iletip, yazımı bitiriyorum.
Kimlik soracaklar korkusu olmadan devam edeceğin yeni hayatına merhaba de Bopik!

6/30/2009

Bol adamlı kahve.

Yüreğim kabarmış. Aslan var. Uzun suratlı bir adam, saçının önü Elvis Presley'inki gibi. Geniş omuzlu, aydınlık bir yola bakıyor. Ama üzgün sanki.
İskelet var, aslanın arkasında sırtına dokunmuş bir adam var. Hayııır! Aslanın sırtına çıkmış geliyor. Aslan çok dikbaşlı, kuyruğu var uzuun uzun.
Adamın tepesinde iki kız var. Birbirlerine bakıyorlar. Topuz yapan kıza dokunmuş saçını iki kulak yapan tek kollu kız (hayır anlamadığım, kız tek kolluyken saçını iki kulak nasıl yapmış?).
Kabaran yüreğin üstüne bir adam oturmuş, yanındaki öbür adamı çekmiş düşürmüş (bu durumda aklıma tek bir ihtimal geliyor ama neyse...).
Nur yüzlü bir adam var bir de. Sakalları var ama yüzü yok.
Dört tane göz gördü o sırada Sedef ve ardından bir rakam görüverdi. One ( sayıyla 1). Ters dönmüş bir kalp var (bu benimki olabilir, zira kendisi başaşağı olmuş durumda.) Kelebek, iki kısa yol, hilal ve daha birçokları...
Yüreğim hilalden kopar gider kimbiliir hangi diyarlara. (Belki de limanlara.)
İki yüzlü bir adam var, bir yüzü karanlık bir yüzü aydınlık. Büst gibi çıkmış. Bir tane de kambur ve üzgün bir adam var.
Orda olmasına çok gerek varmış gibi (sanki ben bilmiyorum) koca bir soru işareti de öylece sırıtmakta.
Haydi hayırlısı.

Bir geyik almış başını gidiyor, önü de açık.

Ters a, ok işareti, ok işaretinin üstünde deniz kızı; saçları uçuşuyor, ağzından bir şeyler çıkıyor. Çaresiz gibi sanki. Bir yunuus, bir öküz var. Bir de kurukafa var, beş tane de kalpcik var. Onların tepesinde bana tapan kocaman bir kalp daha var.
Arkası dönük hayvan (geyik ya da tercihen öküz de olabilir) gidiyor. Önü de açık şerefsizin.
İki kişi var birbirine bakan... Sağdaki erkek soldaki karı, bir kalbin içinde ha öpüştü ha öpüşeceklermiş gibi duruyorlar.
Taç takmış bir kız yüzü var (sinsi), kısa saçlı. Bakışlarını hiç sevmedim...

6/22/2009

M.insomnia

Gece saat 1.30 gibi uyuma ümidiyle yatağa uzandıktan ve uyuma eylemini gerçekleştirebilmemin 3-4 saat sürmesinden sonra şu sonucu çıkardım: erken yatmakla uğraşmamalıyım. Hayır nasıl olsa uyuyamıyorum, bari Sims falan oynayayım da canım sıkılmasın değil mi.
Bir de şu uyumaya çalışırken insanın aklına gelen, saçma sapan düşünceler bütünü. Kulaklarımda sürekli bir Prelude melodisi beynimi kemirmeye çalıştığına kesinlikle ikna olduğum düşüncelere karışırken nasıl uyuyabilirim ki zaten?
Mesela Türkiye' deki erkeklerin beşinden birinin adının Mustafa olması canımı çok sıkıyor; kasıt arıyorum, bulamıyorum. Hayır Caddecan falan gibi marjinal isimler dururken Mustafa niye?
Sonra aklıma "Olum bu sene iki kişiden biri üniversiteyi kazancakmış lan"
efsanesi geliyor ve geçenlerde 2009 ÖSS' yle 3 saat kadar bakıştıktan sonra hayatın yalanlarla bezeli olduğu gerçeğiyle bir kez daha tokat yemişe döndüğümü hatırlıyorum, ama neyseki daha beni bekleyen koskoca bir komisyonun olduğunu hatırlayıp daha da gerilmeyi başarıyorum.
Soğuk bir yer bulabilmek umuduyla yastığımı alıp yatakta köşe kapmaca oynarken bitap düşüp uyuya kalmış olmalıyım. Bu sonuca gözümü yatağın ayak ucunda açtığımda vardım.
Bir dahakine daha erken kalkıp daha erken yatacağım, olmazsa Sims'le idare ederim artık.

5/19/2009

Adoro 'Mexicana'

Bu sefer konuşmuyorum,trans halindeymişim gibi görünüyor.

Sedef içi dışı bir kızdır.


Güneşin alnındaydık; pişiyorduk, pişiriyorduk,

ama gözlerimizi açık tutarak fotoğraf çekmeye çalışmaktan yılmıyorduk.

oğye



Huzur bu olsa gerek.




Sanırım mezuniyet kıyafetimi bununla değiştireceğim.



Tokat yemişe benzemek.


Savunmasız bir halimden faydalanılarak yakalanmış
spontane bir kare olmalı bu.



Kedim,
Mısır'dan getirttim.


Bunu nereden biliyorum acaba?





Ölü taklidi yapan (ukala).